TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ PAYDAŞ ÖNERİ SİSTEMİNE BİR ÖNERİ

TÜRK STANDARTLARI ENSTİTÜSÜ PAYDAŞ ÖNERİ SİSTEMİNE BİR ÖNERİ

 

GİRİŞ

İnsanın en önemli, hatta olmazsa olmaz ihtiyaçlarından birisi sudur. Su kaynaklarını bu özelliğinden dolayı rastgele kullanamayız. Özellikle büyük şehirlerimizdeki içilebilir su kaynaklarının ancak tasarruflu kullanılırsa yetebileceği belirtilmektedir. Şayet; büyük şehirlerimizde su sıkıntısı baş gösterir, kesinti ve kısıntılar başlarsa, gereksiz stoklama ve israf artar, yetecek miktardaki su yetmez hale gelir, sosyal hayat ve sosyal barış zedelenir. Onun için, öncelikle bütün kamu kurum ve kuruluşlarınca tasarrufun nasıl yapılacağı, benzer tedbirlerin uygulanması konusunda birlik sağlanmalıdır. Evler, kamu ve özel işyerlerinin su kullanımlarında insan, alan ve fonksiyon gibi kıstaslarla sınırsız su kullanımı önlenmeli, tasarruflu su kullanımı özendirilmelidir. Su tasarrufunda toplumsal bir bilinç oluşuncaya kadar, sorumlu ve yetkili her kişi ve kurum, tasarruf tedbirlerinin takipçisi olmalıdır.

Ülke insanımızın büyük çoğunluğunun kullana geldiği, ancak bugüne kadar konuyla ilgili henüz hiçbir standarda sahip olmadığımız için, çoğu zaman yeni yapılarda bile ilkel sayılabilecek klasik uygulamalar devam etmektedir. Bu klasik uygulamalar; kalkınmamıza, gelişmemize, ulaştığımız teknolojik seviyeye uygun düşmemektedir.

Hatta tüketilen suyun sınırlı bir dünya kaynağı olması yönüyle, kazanç veya kaybın esasında bütün insanlığın kazanç veya kaybı anlamı taşıdığı söylenebilir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)’in ondört asır öncesinden dünyanın sonuna kadar insanlık âlemine verdiği “Bir akarsudan bile abdest alsan yine de suyu israf etme.” buyruğunun önemi bugün daha iyi anlaşılmaktadır.

İşte bu ve benzeri konulara olumlu bir katkı için; bir öneride bulunmak istiyorum: Halkın ortak kullanımında olan umumi yerlerdeki şadırvan ve/veya abdest alma yer ve su armatürlerinin; ergonomiye, ekonomiye, temizlik ve sağlığa uygun standartlara sahip olması sağlanmalıdır.

 

ÖNERİNİN TANIMI VE GEREKÇESİ

Bugün Türkiye’de yaklaşık seksenaltı bin (86.000) cami vardır. Bu rakam kayıtlara geçmiş ve resmi görevlisi bulunan camileri kapsamaktadır. Bunun yanı sıra, kurum ve kuruluşlar bünyesinde özel veya halka açık büyüklü küçüklü sayısız mescitlerin olduğu da bilinmektedir. Ancak bu ibadethanelerin çoğunda; dağ eteklerinde, orman kenarlarında sürekli akan kaynak suların döküldüğü yalaklara benzer bir abdestlik uygulamasının esas alındığı veya abdestliklerle ilgili hiçbir detayın, hiçbir standart hizmet, tesis veya tesisatı çağrıştırmadığı da herkesin bildiği bir gerçektir.

Bugün için önerimin etki alanı (yurt dışındakiler hariç) ülkemizde, ilk planda altmış milyondan (60.000.000) fazla kişiyi ilgilendirdiği kabul edilebilir. Bunların kullanım alanları da tabii ki camiler ve iş yerlerinin ortak alanlarıyla, ikamet edilen binalarda kullanılan ve maalesef bu mekânların çoğunda da belirttiğimiz standart hizmet, tesis veya tesisat hususlarının gözetilmediği herkesin malumudur.

Standartlar mevcut en iyi uygulamalar üzerindeki ortak görüşü temsil etmektedir. Ancak; bu önerimle ilgili olarak, ülkemizde henüz ortak bir görüşü temsil edecek bir uygulama yoktur veya bugüne kadar tespit edilmemiştir. Standartlar tabii ki gönüllü kullanım içindir. Ancak toplum kesiminin ortak alanlarında, su ve elektrik gibi sınırlı kaynakların ortak kullanımında, uygunluğun sağlanabilmesi için standartlar referans olarak gösterilip zorunlu tutulması mümkün olabilmektedir.

Bilindiği üzere; her türlü madde ve mamuller ile usul ve hizmetlerde milli standartlar belirlenip tamamen uygulanıncaya kadar süreç geliştirme ve iyileştirme sistemleri ve kalite modelleri üzerinde de çalışmalar yapmak görevi TSE’nin olduğu belirtilmektedir. Bu sebeple tüketiciler, akademisyenler, özel ilgi grupları, hükümet, iş ve endüstri temsilcileri gibi bütün taraflardan uzmanların iştirakiyle, önerimle ilgili ortak bir görüş oluşturulma zarureti vardır. Bu standart çalışması, eşit ve düzenli olma yönüyle de ulusal standart hüviyetinde olduğu kadar, uluslar arası standart olmaya da aday bir çalışma olacağı kanaatindeyim.

 

Sonuç olarak;

  • İnsanımızın ihtiyaç ve beklentilerini karşılamak,
  • Mevcut hizmet alanlarında iyileştirmeye yol açmak,
  • Türk Standartları Enstitüsü’nün hizmetlerinin iyileştirilmesine katkı sağlamak,
  • Türk Standartları Enstitüsü’nün ve hem de ülkemizin kazanmasını sağlamak,
  • Türk Standartları Enstitüsü’ne yeni hizmet alanları kazandırmak,
  • Üreticiye, tüketiciye ve milli ekonomiye fayda sağlamak,
  • Özel bir uygulama alanında ulusal standartlar hazırlanarak ülkemizin uluslararası ve bölgesel standardizasyon çalışmalarına aktif olarak katılımını sağlamak önerimin gerekçelerini oluşturmaktadır.

 

ÖNERİNİN GENEL HEDEFLERİ

Kısaca önerim; bilimsel temele dayanmaktadır. Basit teknik ve deneysel çalışmaların sonuçlarıyla; birlik, beraberlik ve düzenin sağlandığı herkesçe kabul edilmektedir.

Teklifimle sosyal bir amaca hizmet edilirken, bilimsel ve ekonomik anlamının olması, uygulama ile ilgili yeni bir metot olması hedeflenmiştir. Bu çalışma ile üretici, tüketici gibi tüm tarafların ekonomik ve toplumsal yararı gözetilmiştir. Ulaşılması planlanan diğer ilke ve hedefler maddeler halinde kısaca şöyle sıralanabilir:

  • Ülke insanının ihtiyaçlarını karşılayabilme ve kullanıma en uygun, hem kaliteli hem

de ucuza mal olacak mal ve hizmete ulaşmasını sağlamak,

  • Ulaşılan kaliteyi koruyabilmek için, her zaman belli standartlara sahip mal ve hizmete

ulaşmak,

  • Kaynaklardan en yüksek seviyede tasarruf sağlamak,
  • Kaliteli mal ve hizmet üretimi sağlayarak tüketici ve ülke çıkarlarına katkı vermek,
  • İnsana sağlıklı, temizliğe uygun, daha kolay ve daha güvenli hizmet sağlayarak

memnuniyeti artırmak,

  • İnsanların konu hakkında birbirlerini olumlu etkileyip güven artışına yol açmak,
  • Öneriyle ilgili genel geçer normlar veya ölçütler ortaya konulmasını sağlamak,
  • Yapılacak çalışmalarda insan ergonomisine uygunluk da hesap edileceği için, aynı

zamanda sürekli kullanılabilecek standartlara ulaşmak,

  • Üzerinde mutabakat yapılmış, tutarlı kurallar, tanımlamalar içeren ve tekrarlanabilir

yeni bir standart ortaya konmasına sebep olmak,

  • Ortak ve tekrarlanabilir bir kullanımı ile kullanışlı, doğrulanabilir ve ortaklaştırılabilir

bir özelliğe ulaşmak ile

  • Tespit edilecek standart yol, yöntem, usul ve aparatların hayatı kolaylaştırması, üzerinde anlaşılmış en iyi uygulamalar olması ile kullanımda daima tercih edilmesini sağlamaktır.

 

ÖNERİNİN ETKİ ALANI

Öneri; teknik, ekonomik ve sosyal birçok yararı beraberinde getirmektedir. Standart malların üretilmesi seri üretime imkân sağlayacağından, üreticinin yanı sıra tüketiciye ve ülke ekonomisine de faydaları olacağı düşünülmektedir. Standardizasyon sağlanırsa, tüketiciye karşılaştırma ve seçim kolaylığı sağlanmış olur. Birim maliyetlerinin azalması, ucuz mal ve satış sonrası verilen hizmetlerden yararlanma imkânı sebebiyle de tüketicinin güveni artar.

Standardizasyonla verimliliğin artacağı, kalitenin yükseleceği muhakkaktır. Böylece kaliteli ve çok miktarda ürün üretilebileceğinden, milli gelire olumlu bir katkı olacaktır. Üretim faktörleri ve zaman itibariyle israfın önlenmesi de milli geliri arttıracaktır. Standardizasyon sayesinde kötü mal piyasadan kovulacaktır. Standartlara uygun malların üretilmesi, talebi bu mallara yönlendirecektir. Standartlar, ihracatta üstünlük sağlar. Dünya piyasalarının isteklerini karşılayabilecek seviyede milli standartlara sahip bir ülke, ihracat söz konusu olduğunda rakiplerine oranla üstün bir durum elde edecektir. Tüketicilerin memnuniyetinde, sadakatinde, kalite bilincinde artış sağlanması, devlet ve kurumlarına olan itibarın artmasına, farklı bir ürün veya hizmet geliştirilmiş olması da, pazarlama faaliyetlerinde rakiplerinden daha avantajlı olmasına yol açacaktır.

Sonuç olarak; üreticiden tüketiciye kadar sağlayacağı psikolojik tatmin, mutluluk ve karlılıktan, ülkede ekonomik üretimin sağlayacağı katma değer ile ithalat-ihracat dengesine kadar birçok alanda yararlar sağlayacaktır. Diğer faydaları maddeler halinde  kısaca şöyledir:

  1. Üretilecek ürünlerin dağıtım performansının yüksek olması, standart ve en ideal

kullanımından dolayı uzunca bir süre satış sonrası servis ve garanti maliyetlerinin azalmasının ekonomik yönden kazanç oluşturması,

  1. Müşteri şikâyet ve tatminsizliklerinin azalması, müşteri memnuniyetinin artması,
  2. Hazır müşteri olması veya satılabilirliğinden, yeni ürünlerin pazara girmesini hızlandırması,
  3. Müşterilere tam olarak istediklerinin verilmesi sebebiyle, üreticiye duyulan itibar ve güvenin artması,
  4. Kendi sektörü dışındakilere karşı önemli bir rekabet üstünlüğü sağlaması,
  5. İşlerin iyi yapılabilmesi çalışanların kendilerine ve iş yerine karşı yaratacağı güven duygusu ile bağımlılık ve katılımcılığın artması, verimlilik artışına ve çalışma barışına katkı sağlaması,
  6. İhraç edilebilir üretim yapma potansiyelinin artması ile iç ve dış pazarlarda satış hâsılatının yükselmesi, ülke ekonomisinin rekabet gücünün artması ve pazar payının büyümesini sağlaması,
  7. Tüketici bazında satışlar artarken, üretici bazında da maliyetlerin azalmasına sebep olması beklenen sonuçlardır.

AÇIKLAMALAR

Öneriyle ilgi bir tasarım örneği göstermek gerekir ise; Türkiye’de yaşayan insanların boy ortalaması esas alındığında, abdest alınan yerler en azından şu ölçülerde olmalıdır. Oturak veya taburelerin yerden yüksekliği, sandalye standart yüksekliğinden daha yüksek olmalıdır. Oturağın, insana hareket rahatlığı sağlayabilmesi için, oturulmasından daha ziyade dayanma, yaslanma fonksiyonda, yaklaşık 66 cm yükseklikte olmalıdır. Hatta ayakların yıkanması sırasında rahat bir denge kurabilmek için, oturağın oturulacak kısmı en az 22 derecelik bir açıyla tespit edilmiş olmalıdır. Su ise; duvardan kısa bir ağız ile yatay veya 33 derece yukarıya kalkık vaziyette bir musluktan, duvardan uzaklaşarak akmalıdır. Su önündeki havuzu ortalayarak akarken, hafifçe eğilerek el, kol ve yüz yıkama işlemleri rahat bir şekilde yapılabilmelidir. Böylece duvara yakın olan musluk, yıkama alanında özellikle yüz yıkanırken engel oluşturmamalıdır. Su sabit bir çap ve debide akmalıdır. Su tahliye havuzunun 40 cm lik bir yüksekliği olmalı, dibine göre üst kenarı dizlere yakın olacak şekilde konik olmalı, suyun dışarıya sıçramasına yol açılmadan temizlik yapılabilmelidir.

Tespit edilen normal ölçülerle ilgili bazı örnekler şemada gösterilmektedir. (Resim 1)

  1. Şadırvan ve/veya abdest alma yerleri tespit edilen ölçülerinin yaklaşık +-10cm

toleranslı olabileceği,

  1. Şadırvan ve/veya abdest alma su armatürlerinin; tercihe göre alternatifli olsa da,

el, ayak ve yüz yıkamada engel oluşturmaması için, duvara yakın ve açılı monte edilmiş ve konik havuzun ortasına doğru, sabit ayarlı (aynı zaman içinde/aynı miktardaki – saniye/litre ) suyun açılı dökülmesi gerektiği,

  1. Suyun kaynağından belli bir çapta çıkması ve debisinin toleranslı ayarlarına kadar

kabul edilebilir sınırlarda olması gerektiği tespit ve teklif edilmektedir.

Yeni standart çeşitlerinden bazıları için önerim şunlardır:

1) Abdest musluğu

  1. Açılı kesik uçlu model (Resim 2)
  2. Duvar içi gömülü model (Resim 3)

            2) Abdest batarya

  1. Açılı kesik uçlu (Resim 4)
  2. Duvar içi gömülü model (Resim 5)

            3) Sabit abdestlik

  1. a) Tip proje (Resim 6)
  2. b) Ayarlanabilir proje (Resim 7)

            4) Taşınabilir abdestlik ünitesi (Resim 8)

 

 

ÖNERİNİN ÖZELLİKLERİ

  • Modüler sistemde komşu ünitelerde bulunanlar birbirlerine su sıçratmayacak bir

mesafede yaklaşık (77 cm) aralıklı olmaları gerekmektedir.

  • Akan suyun yakın bir kaynaktan serbest düşmesi sağlanmalıdır. Su cazibeyle

akmalıdır. Su basıncının düşük olmasıyla armatürlerin uzun ömürlü kullanımı sağlanmaktadır. Ayrıca; basınçlı suyun kaçınılmaz olan etrafa sıçraması da önlenmiş olacaktır. Öncelikle yan yana abdest alan kişiler birbirlerine istemeyerek de olsa rahatsızlık vermekte veya kıyafetleri, bulundukları çevreleri ıslanmaktadır. Bu ise, fazla iş ve emek kaybına yol açmaktadır. Özellikle açık veya herkesin kullandığı ortak alanlarda sıçrayan su, yerlerdeki tozlarla karışarak daha geniş bir alanın gereksiz kirlenmesine yol açmaktadır.

  • Su kaynağını tasarruflu kullanmak ve hizmet kalitesini yükseltmek esas olmaktadır.
  • Termostatlı, sensörlü serbest akan su, seviyesi ayarlanan yaylı, spiral hortum gibi su

armatürleri yeni alternatifli standartların, su armatür ve yapı üreticileri için teşvik edici örnekler olacağı düşünülmektedir.

  • Ayakta veya ayarlanabilir oturma gruplarıyla, modüler sisteme de uygun açık ve

kapalı kabinli, farklı tiplerdeki ergonomik tasarımlarla, suyun geliş, akış biçimi ve debisinin ideali de tespit edilip belirtilen standartların da, su armatür ve yapı üreticilerinin tercih edeceği örnekler olacağı düşünülmektedir.

  • Açık sahrada veya büyük alanlarda geçici veya süratle kurulması gereken kalabalık

grupların bulunduğu festival, fuar ve toplantı gibi büyük organizasyonlarda, taşınabilir, eklenerek sayıları çoğaltılabilen abdest alma üniteleri üretilmelidir. Bu üniteler iklim şartlarına veya kadınlar için kapatılabilir özellikte bulunması gerekmektedir.

  • Bu standartların aynı zamanda ergonomiye, ekonomiye, temizlik ve sağlığa uygun

olması gibi birçok özelliği barındırması, standartların yeni oluşturacağı farkındalık sebebiyle, evlerde dahi kullanılacak su armatürlerinde de sürekli tercih edileceği düşünülmektedir.

  • Yüksek basınçlı suyun contalı musluk ve batarya örneklerinde yıpratıcı olduğu ve aynı

zamanda sızdırmazlık için fazla baskı uygulanmasından dolayı contalı musluk ve bataryaların kullanım ömrü olumsuz etkilenmekte veya su sızıntı ve kayıplarına yol açılmaktadır. Önerimle bu mahzurların ortadan kalkacağı düşünülmektedir.

  • Su armatürü değişimi ile oluşacak maliyetin tüketici kişi ve kurumlar açısından birkaç

ay içinde amorti edilebileceği, daha sonra da hem kişisel hem de milli servet yönüyle ekonomik fayda görüleceği hesaplanabilmektedir.

 

Bu önerim Paydaş Öneri Sistemi üzerinden Enstitüye gönderilmiş olduğunu, bilgilerinize sunarım.  …/11/2014                            

                                                                                 

 

                                                                                  Kemal Ertuğrul ÖZTÜRK

 

NOT:

  1. Dezavantajlı engel grupları için ayrı tasarımlar geliştirilmelidir.
  2. Konunun estetik boyutu ayrı bir çalışma konusu yapılmalıdır.

 

NOT: ÖNERİYLE İLGİLİ BİR ÖRNEK TASARIM ÖLÇÜLERİ:

 

Akan su kaynağının yerden yüksekliği……….    (yaklaşık) 77 cm

Havuz ağzının yerden yüksekliği……………..    (yaklaşık) 40 cm

Havuz eninin üstten uzunluğu…………………    (yaklaşık) 33 cm

Havuz eninin alttan uzunluğu…………………    (yaklaşık) 18 cm

Havuz boyunun uzunluğu…………………….     (yaklaşık) 66 cm

Oturağın yerden yüksekliği……………………    (yaklaşık) 66 cm

Oturağın duvardan uzaklığı……………………    (yaklaşık) 77 cm

Oturağın havuz üst hizasından uzaklığı………    (yaklaşık) 33 cm

Oturağın çapı/oturma yüzeyi boyutları……….    (yaklaşık) 33 cm/ 33X33 cm

Oturağın oturma alanının açısı………………..    (yaklaşık) 22 °

Suyun akış hızı………………………………..    (yaklaşık) 20 “/1LT

Suyun akış çapı……………………………….     (yaklaşık) 0,9 cm

Üniteler arası uzaklık…………………………………………….     (yaklaşık) 77 cm

 

Eskişehir Valiliği’ne Sunulan Logo Çalışması

 

 

AÇIKLAMASI: İlk bakışta şehrin elmas gibi, pırlanta gibi, kristal gibi parlaklığı yansıtılmaktadır. Logonun kaidesini eller oluşturmaktadır. Bu; insan unsurunun önemini ortaya koyar. Bu eller; gerçekleştiren güzel sanatların kaynağı, şehirde organize edilerek sunulan hizmetlerin tümüdür. Yunus Emre’dir, Eskişehir gençliğidir, ırmaktır, topraktır, ovadır, bütün Eskişehir dinamizminin kaynağıdır. Kaynakların fışkırdığı zemindir. Ellerin içi ile bilekler arasındaki boşluk, Porsuk ve yatağını anlatır. Ellerin avuç içindeki boşluk aynı zamanda açık bir kitap figürüdür. Eskişehir’e hissedilir katkıları sebebiyle eğitim ve bilimi temsil etmektedir. Beyaz altın lületaşı ve bor gibi Eskişehir için önemli bütün yeraltı kaynakları, adeta yerden fışkırmakta olan sıcak ve soğuk kaynak suları gibi, hepsi birlikte karşılıklı su damlalarıyla sembolize ve ifade edilmiştir. Kanatlardaki çark dişlileri ve/veya tarihi kale burçlarıyla, hem gelişen sanayisi, hem de köklü bir mazisi olan tarihi bir kent oluşu ortaya konmuştur. On (10) sektörde üretim yapılmaktadır. Bu şehrin (10) parmağında (10) marifet gibi de ifade edilebilir. Aynı zamanda açık iki kanat figürü ile, askeri ve sivil havacılığın çağrıştırılacağı düşünülmüştür. Ve hepsine taç olarak da, onun bütün unsurları birleştiren felsefesi sebebiyle Yunus Emre’yi ifade etmek için; estetik, tarihi bir yapı tercih edilmiştir. Onbeş (15) ışık huzmesi ile vilayet merkezi ve (14) ilçesi anlatılmaktadır. Tepedeki ışınlar dışında kanatlarda da ilçelerin sağlı sollu (7) ayrı renkte dizilmiş oldukları kabul edilebilir. Ayrıca; gökkuşağı renkleri yörenin turizme uygunluğunu da çağrıştırmaktadır. Logoda nizami bir bütünlük ortaya konarak, toplumun çeşitli katmanlarıyla uyumlu birlik ve beraberlik anlatılmakta, hareket paralelliği de, kültür birlik ve bütünlüğünü ifade etmektedir.

 

Kemâl Ertuğrul ÖZTÜRK

13.07.2009 İSTANBUL

SOSYAL, EKONOMİK VE KÜLTÜREL GELİŞİM PROJESİ

2008 YEREL YÖNETİM PROJELERİ YARIŞMASI
SOSYAL, EKONOMİK VE KÜLTÜREL GELİŞİM PROJESİ
Projenin adı :
Kardeş şehir protokolü yapılan her şehirde, sürekli bir tanıtım, sergi ve satış salonu
oluşturulması sağlanarak elişi ürünlerinin değerlendirilmesi.
Projenin Amaçlarının Özeti:
Şehir ve ülke tanıtımı ile ekonomik sorunlarımızın çözümüne katkıda bulunmak üzere
geliştirilen proje; aynı zamanda, aşağıda belirteceğim birçok konu ve amaca da hizmet
etmektedir. Bu konular şunlardır: Halkın sosyal, ekonomik ve kültürel gelişimine katkı
sağlamaya yönelik olması; sosyal yardımlaşma ve toplumsal duyarlılık gerektiren engelli,
dezavantajlı gurup veya yaşlı bazı insanlarımızın bile durumlarına göre, az da olsa farklı
katkılarına sebep olmanın kendilerine sağlayacağı psikolojik katkı ve güvenin daha önemli
olduğunun dikkate alınmış olması, kadınların toplumdaki konumunu güçlendirerek, çocuk ve
ailenin korunmasına hizmet etmekte olması, tarihi mirasın korunması, geliştirilmesi ve
kültürel turizmin gelişmesini gözetmiş olması, güzel sanatların ve geleneksel sanatların
korunması ve geliştirilmesini sağlamaya yönelik olması, kentlileşme ve kentlilik bilincinin
içselleştirilmesine sebep olması, beldenin veya kentin mesleki, teknik eğitim ve kültürel
faaliyetlerini olumlu yönde etkilemiş olması, ülke veya kentlerin ekonomik hayatının
düzelmesine yapacağı katkı ile toplumun refah ve mutluluk seviyesinin yükselmesine ve
sosyal barışa hizmet eder bir mahiyette olmasından bahsetmek mümkündür.
Projenin Çözüm Ürettiği Sorunlar :
Projem; yerel yönetim alanında bir yeniliktir. Ülke ve şehir tanıtımı ile ekonomik
sorunlarımızın çözümüne katkıda bulunmak üzere geliştirilmiştir. Bu proje özgün olmanın
ötesinde uygulandığında diğer şehirlere de örneklik teşkil edecek olması da önemini bir kat
daha artırmakta ve yerel yönetimlerin toplum fert ve ailelerine yeni bir hizmet sunmalarına
imkân vermektedir. Ayrıca; halkın sosyal, ekonomik ve kültürel gelişimine katkı
sağlayacaktır. Sosyal yardımlaşma ve toplumsal duyarlılık gerektiren engelli, dezavantajlı
gurup veya yaşlı bazı insanlarımızın bile durumuna göre az da olsa üretime katılımlarına
imkan ve fırsat vermiş olmanın ötesinde, farklı katkılarına sebep olmanın kendilerine
sağlayacağı psikolojik katkı ve güvenin onlar için daha önemli olduğu dikkate alınmış
olunmaktadır. Kadınların toplumdaki konumunu güçlendirerek, çocuk ve ailenin korunmasına
hizmet etmektedir. Tarihi mirasın korunması, geliştirilmesi ve kültürel turizmin gelişmesi
sağlanmaktadır. Güzel sanatların ve geleneksel sanatların korunması ve geliştirilmesi
gözetilmektedir. Kentlileşme ve kentlilik bilincinin içselleştirilmesine sebep olunmaktadır.
Beldenin veya kentin mesleki, teknik eğitim ve kültürel faaliyetlerinin yeniden ele alınıp
değerlendirilmesi sağlanmaktadır. Ekonomik hayatının düzelmesine yapacağı katkı ile
toplumun refah ve mutluluk seviyesinin yükselmesine ve dolayısıyla sosyal barışa hizmet
edecek bir mahiyette olduğunu özellikle belirtmek gerekmektedir. Yukarıda saymaya
çalıştığım başlıkların tamamını kapsayan ve etkileyen bir proje niteliğinde olduğu
görülmektedir. Belki özel bir anlamı olmamakla birlikte, tespit ettiğim ilginç bir hususu ifade
etmeden geçemeyeceğim. Belirtilen konular itibariyle, böyle çok boyutlu olumlu bir etki
ihtiva eden bir projeye rastlamak da, her zaman pek mümkün olamamaktadır.
1
Projenin İçeriği, Öngördüğü Faaliyetleri veya Uygulama Aşamaları:
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin veya kardeş şehir protokolü yapan bütün
büyükşehir ve şehir belediyelerinin protokol yaptıkları her şehirde uygun bir yerde, tanıtım,
sergi ve satış salonu olabilecek bir mekân, muhatap yetkililerle müştereken tespit edilip
kullanıma hazır bir hale getirilerek, sürekli bir bilgi ve ürün akışının gerçekleştirilmesinin
sağlanmasıdır. Tabii ki, bu projeyle birlikte karşılıklılık ilkesi dikkate alınarak bütün kardeş
şehirleri bir arada aynı maksat ile ürün teşhir ve satış yapabilecekleri toplu bir bölüm
yapılması düşünülmelidir. Geleneksel el sanatlarının öğretimi, eğitimi ve üretimiyle ilgili
kuruluşlardan özellikle İSMEK ve Halk Eğitim Merkezleri ve benzeri kurs merkezleri ile
esnaf ve sanatkârlarımızca üretilen elişi ürünlerin, yurt dışında hem tanıtım vesilesi olacağı
dikkate alınmış olunacak, hem de değerlendirilerek ekonomik kalkınmamıza bir katkı
sağlayacağı düşünülmektedir. Belki, bu proje için gerekirse Türk Tanıtma Fonu’ndan da
maddi destek alınması düşünülebilir. Böylece; hem nadide el işleriyle ülke tanıtımına hizmet
edilmiş olunacak, hem de ev hanımlarının el becerileri ürünleri dahil, ihtiyaçtan fazla bir
ürünümüzün piyasada bulunması sebebiyle, ülke ve şehir insanımızın bu tür ürünlere bugün
için fazla bir talep oluşturmaması da böyle bir çalışmanın ev, şehir ve dolayısıyla ülke
ekonomisine katkı sağlayacağı şüphesizdir.
Geleneksel El Sanatlarından Türk İslam Sanatlarına, Mesleki ve Teknik Eğitim
ürünlerinden Güzel Sanatlar ürünlerine kadar, Halı, havlu, tablo, takı, gümüş sim, ağaç oyma
ve benzeri yüzlerce ürün çeşidinin nadide örnekleri muhamminlerce değerlendirilerek
ekspertiz raporları doğrultusunda hangi ülkede satılacak ise, nakliye ve masraflar dikkate
alınarak ücretlendirme yapılır. Veya müzayede malzemesi olarak değerlendirilmesi
düşünülebilir. Konunun, başka anlatım ve açıklamalarla da detaylandırılması mümkün
olmakla birlikte, yarışma formatına daha uygun olacağından kısaca birkaç örnekle
sınırlandırmanın yeterli olabileceği kanaatindeyim.
Beklenen Proje Sonuçları:
Projem; yerel yönetim alanında bir yeniliktir. Ülke ve şehir tanıtımı ile ekonomik
sorunlarımızın çözümüne katkıda bulunmak üzere geliştirilmiştir. Bu proje özgün olmanın
ötesinde uygulandığında diğer şehirlere de örneklik teşkil edecek olması da önemini bir kat
daha artırmakta ve yerel yönetimlerin topluma daha kaliteli hizmet sunmalarına katkı
sağlamaktadır. Projem aynı zamanda; halkın sosyal, ekonomik ve kültürel gelişimine katkı
sağlamaya yönelik olarak; sosyal yardımlaşma ve toplumsal duyarlılık gerektiren engelli,
dezavantajlı gurup veya yaşlı bazı insanlarımızın bile durumuna göre az da olsa farklı
katkılarına sebep olmanın kendilerine sağlayacağı psikolojik katkı ve güvenin daha önemli
olduğunu dikkate almakta, kadınların toplumdaki konumunu güçlendirerek, çocuk ve ailenin
korunmasına hizmet etmekte, tarihi mirasın korunması, geliştirilmesi ve kültürel turizmin
gelişmesi ile güzel sanatların ve geleneksel sanatların korunmasına ve geliştirilmesine hatta,
kentlileşme ve kentlilik bilincinin içselleştirilmesine sebep olurken, beldenin veya kentin
mesleki, teknik eğitim ve kültürel faaliyetlerine, ekonomik hayatının düzelmesine yapacağı
katkı ile toplumun refah ve mutluluk seviyesinin yükselmesine ve sosyal barışa hizmet edecek
bir mahiyette olduğunu söylemek mümkündür. Yukarıdaki cümlede saymaya çalıştığım alt
başlıkların tamamını kapsayan ve etkileyen bir proje niteliğinde olduğu görülmektedir. Tespit
edilen konular itibariyle, böyle çok boyutlu olumlu bir etki ihtiva eden bir projeye her zaman
denk gelinmesi de pek mümkün olmamaktadır.
Kemâl Ertuğrul Öztürk
29 Şubat 2008/ İSTANBUL
2

ÇEVRE KORUMA VE ALTYAPI GELİŞTİRME PROJESİ

2008 YEREL YÖNETİM PROJELERİ YARIŞMASI

II.’LİK ÖDÜLÜ
ÇEVRE KORUMA VE ALTYAPI GELİŞTİRME PROJESİ
Projenin adı :
Kullanılmış atık pillerin zararsız bertaraf edilmesini sağlamak için, öğrencilerin
Belediye toplu taşım araçlarında kullanılmış pillerle seyahat edebilmelerinin sağlanması.
Projenin Amaçlarının Özeti:
Yerel yönetimlerin çevre koruma faaliyetlerinden biri de, atık yönetiminin en iyi bir
şekilde planlamasını yapmak ve uygulamasını gerçekleştirmektir. Bunu gerçekleştirirken
havada, suda ve toprakta kalıcı etki gösteren kirleticilerin çevre dengesini bozmasını önlemek
için; atık pillerin toplanması ve bertaraf edilmesi konusunda, yerel yönetimlerin
üstlenebileceği uygulama, hemen kaynağa ulaşıp zararsız hale getirilmesini sağlamaktır.
Pil toplama merkezleri oluşturmalı ve zaman içinde bu merkezler il genelinde
yaygınlaştırılmalıdır. Pillerin cıva, kadmiyum ve kurşun gibi tehlikeli madde içerdiğini, gelişi
güzel kullanılmaması gerektiğini anlatmak. Akmış pillerin tehlikesi, eldivensiz
dokunulmaması ve ellerin mutlaka yıkanması gerektiğini, Pillerin tehlikeli madde içermesi
sebebiyle dille kontrol edilmemesi gerektiğini kamuoyuna duyurmak. Pillerdeki cıva,
kadmiyum ve kurşun gibi zehirli ağır metaller konusunda halkı bilinçlendirme yönünde
tanıtım çalışmaları yapmak gibi görevler yerel yönetimin görevlerindendir.
Bu organizasyonlarda çeşitli işbirlikleri yapılmasının yanı sıra, bütün toplumu aynı hedefe
sevk edebilmek için muhtelif kampanyalar tertip etmek gerekmektedir. Azami oranda atığın
bertaraf edilebilmesi ancak böyle mümkün olabilir. Aksi takdirde, çevreye vereceği zararı
şüphesiz olan atıkların küçümsenerek ihmal edilmesinin, ileride telafisi imkânsız
olumsuzluklara yol açacağı kaçınılmazdır. Bu sebepler ve yerel yönetimlerin topluma daha
kaliteli hizmet sunmaları amacıyla; atık pillerin belirli merkezlerde toplanarak zararsız
bertaraf edilmesi gerçekleştirilecektir. Kampanyanın; çevre konusunda bilinçlendirme
çalışmalarına bir katkı olduğu kadar, yerine göre çevre kirliliğini önleme, parklar ve yeşil
alanların olumsuz etkilenmemesi, katı atık yönetimi, havza koruması ve atık su arıtma
konuları bakımından da önemli olduğu herkesin kabul edeceği hususlardır.
Projenin Çözüm Ürettiği Sorunlar :
Bu projeyle; çevre konusunda bilinçlendirme çalışmaları, çevre kirliliğini önleme,
atıksu arıtması, parklar ve yeşil alanların zarar görmesinin önlenmesi, katı atık yönetiminin iyi
organize edilmesi, havza korumasına uygun bir faaliyet gerçekleştirilmiş olmaktadır.
Atılan küçük bir pil, 4 metreküp toprağı zehirlemektedir. Bu özelliği nedeniyle
kullanılmış piller özel koşullarda bertaraf edilmelidir. Aksi takdirde pillerin gelişi güzel
atılması veya biriktirilmesi sonucunda, içerdikleri ağır metaller toprağa, yeraltı sularına
karışarak çevre ve insan sağlığı için büyük tehlike oluşturmaktadır. Bazı piller içinde ağır
metallerden kurşun, krom ve cıva gibi zararlı maddeler bulunduğu, ağır metal türündeki
kirleticilerin insan vücuduna girdiğinde dokularda birikmeye başladıklarını ve zaman içinde
zararlı olabilecek miktara ulaşabildikleri, doğru kullanıldıklarında ve kullanım sonrasında da
gereken şekilde bertaraf edildiklerinde, pillerin oluşturabildikleri risk, yok denecek kadar az
olduğu bilinmektedir. Bu noktada vatandaşlarımızın bilinçli ve sorumlu davranması, sorunun
1
çözümüne büyük katkı sağlayacaktır. Pil kullanımı aynı zamanda, sanayileşme ve gelişmenin
de bir göstergesidir. Almanya’da yaklaşık 31.000 ton olan yıllık piyasaya sürülen pil
miktarının, Türkiye’de yaklaşık 11.000 ton yani 200–300.000.000 adet civarında bulunduğu,
Almanya’da 13.000 ton civarındaki pilin bertaraf edilmesi veya geri kazanılabilmesi amacıyla
toplandığı, Türkiye’de ise geçen yıl 260 ton pil toplayabildiğimiz, bu yıl sonundaki
hedefimizin de 500 ton olduğu kayıtlardadır. Toplanabilen pil miktarında, çalışmaların
istenilen seviyelere ulaşması, altyapı, toplama ağının genişliği, toplumun konuya ilgisi gibi
birçok faktörün bir araya gelmesiyle şekillenmektedir. Bugün gelinen noktadaki başlıca
sorunumuz, halkımızın bu konuda fazla bilgi sahibi olmamasıdır. Ayrıca; geri dönüşümleri
yurt içinde yapabilecek tesisler kurulmalıdır. Bu tesislerin ilk yatırım maliyetleri yüksek
olduğundan, öncelikle toplanan pil miktarının da yükseltilmesi gerekmektedir. Ekonomik
değeri olmayan pillerin İzmir ve İstanbul’da bulunan 8 adet pil bertaraf deposunda standartlara
uygun şekilde depolandığı, fakat yakma, imha veya geri dönüşüm gibi bir uygulamanın,
toplanabilen miktarlar arttıkça, bu yönde bir eğilim oluşmasına yol açabileceği ve bu hedefe
ulaşmak için de, böyle kampanyalara bir süre ihtiyacımızın olduğunu dikkate almamız
gerekmektedir.
Projenin İçeriği, Öngördüğü Faaliyetleri veya Uygulama Aşamaları :
Atık pillerin zararsız bertaraf edilmesini sağlamak için ve pillerin rasgele atılmaması
alışkanlığı sağlanıncaya kadar belli bir süre bir kampanya düzenlenmelidir. İthalatçı pil
firmaları ile çevre ve orman gönüllü kuruluş ve vakıfları başta olmak üzere, çevre dostu kişi
ve kurumların katkılarıyla oluşturulacak bir kaynak ile Belediye otobüsleri ve benzeri toplu
taşıma araçları ön kapı sol sahanlığına özel kutular (pil kumbarası) yerleştirilmelidir. Sadece
öğrencilerin istifade edebileceği, dörder aylık dönemler halinde, önce 1 adet sonra 2 ve 3
adete kadar artırılmak suretiyle, kullanılmış olmak kaydıyla pil ile şehrin her hangi bir
yerinden her hangi bir yerine seyahat edebilme imkanının nispeten cazip olabileceği
düşünülmektedir.
Toplu taşıma araçlarına takılacak pil kumbarası kutu ve aparatları, kampanyaya iştirak
eden kuruluşların katkılarıyla oluşturulacağı için, belediyelerce ilave bir kaynak kullanmadan
böyle önemli bir konuyu, hem halkın eğitilmesi sağlanarak, hem de bu hassasiyetin daha
hatırda kalıcı olması ile zaman içinde alışkanlığa dönüşmesi için, gençlerin daha aktif bir hale
getirilmesi gerektiği dikkate alınmıştır.
Büyükşehirlerdeki teslim merkezlerine garajların da bir katkı sağlayacağı düşünülmüştür.
Tertip edilen kampanya ile yeni duruma alıştırılmaları sonunda halkın, pilleri rasgele
atması önlenebildiği gibi, hatta bir süre sonra kendiliğinden, uygun merkezlere bizzat götürüp
teslim edecekleri düşünülmektedir. Bu konuda yapılacak toplama çalışmalarının maliyeti de
hesap edilerek, kampanya süresinin daha da uzatılabileceği kanaatindeyim.
Beklenen Proje Sonuçları :
Bu projeyle;
Piller gelişigüzel çevreye atılmayacağı için, zamanla toprak ve suyun kirlenmeyeceği,
Ev veya iş yerlerinde atık piller ile evsel çöplerin birbirine karıştırılmayacağı,
Atık pillerin toprağa gömülmeyeceği, deniz, akarsu, göl veya kanalizasyonlara
atılmayacağı, ateşte yakılmayacağı,
En azından, atık piller naylon torba, kutu, kavanoz gibi ayrı bir yerde biriktirileceği,
Atık haldeki piller ev veya iş yerlerinde uzun sürelerle muhafaza edilmeyeceği,
Atık piller bulunulan yere en yakın mahaldeki atık pil toplama kutusuna atılacağı veya
satın alınılan yere, merkeze götürüleceği,
Atık pillerin bünyelerindeki bazı metallerin geri kazanılabileceği ve bu şekilde de
2
ekonomiye katkıda bulunulacağı,
Atık pilleri ayrı toplayarak çevrenin korunmasına önemli bir katkıda bulunulacağı,
Çöpe atılarak zamanla bozulan ve gövdesinde akıntı meydana gelen pillerin içeriğinde
bulunan cıva, kadmiyum ve kurşunun, kansere, nörolojik bozukluklara, akciğer
hastalıklarına, beyin iltihaplanmasına ve kısırlığa yol açtığının dikkate alınacağı,
Enerjisi bitmiş pillerin, çöpe atılmaları durumunda hava, su ve toprak kaynaklarını
kirleterek insanların sağlığı üzerinde olumsuz etkilere neden olacağının dikkate alınacağı,
Çöpe atılan pillerin, katı atık depolama sahasında zamanla bozularak içeriğinde
bulunan bazı tehlikeli ve zararlı maddelerin serbest kalacağı, bu maddelerin arasında
cıvanın da olduğu cıvanın, doğada bozulmadan uzun süre kalacağından hızla deri ya da
solunum yoluyla vücuda girebileceğinin dikkate alınacağı,
İçme suyu veya gıda zinciri yoluyla insan vücuduna giren cıvanın, parastezi, ataksi,
dişarti ve sağırlık gibi nörolojik bozukluklara, merkezi sinir sisteminin tahribine, kansere,
böbrek, karaciğer ve beyin dokularının tahribine, kromozomları bozmak suretiyle sakat
çocuk doğumlarına neden olabileceğinin dikkate alınacağı,
Pilin içeriğinde bulunan ağır metaller arasındaki en tehlikeli ve toksit maddelerden
birinin kadmiyum olduğu, pillerin çöp depo sahasında bozularak kadmiyum ve
bileşiklerinin serbest hale geçtiği ve suya karıştığı, kadmiyumlu sızıntı suyunun, içme
suyu ve toprağı kirleterek gıda zinciri ve su yoluyla insan vücuduna girdiği, kadmiyumun,
akciğer hastalıklarına, prostat kanserine, kansızlığa, doku ve böbrek üstü bezlerin
tahribine neden olduğunun dikkate alınacağı,
Kadmiyumun, vücuttaki yarılanma ömrünün 10 ile 25 yıl arasında değiştiği, içme suyu
veya gıda zinciriyle alınan kadmiyumun yüzde 2’sinin vücutta birikirken, solunum yoluyla
gelen kadmiyumun ise yüzde 10-50’sinin vücutta tutulduğunun dikkate alınacağı,
Vücudun, tutulma aşamasında kadmiyumu, kalsiyum gibi algılayarak biriktirmeye
başladığı aşamada, kalsiyum eksilmesinden dolayı kemiklerin yavaş yavaş zayıflamaya
başlayacağı, ayakta durmanın hatta öksürmenin bile kemiklerin kırılmasına ve insanın
ölmesine neden olabileceğinin dikkate alınacağı,
Pillerin ve akülerin yapısında bulunan toksit maddelerden bir diğerinin ”kurşun”
olduğu, maddenin, vücuda solunum, içme suyu veya gıda zinciri yoluyla girdiği, vücuda
giren kurşunun, ciğerlere kadar ulaştığı ve ciğerlerde yavaş yavaş emilerek kana karıştığı,
maddenin kan yoluyla ulaştığı karaciğer, böbrek, beyin ve kas gibi yumuşak dokularda 35-
40 gün bekledikten sonra kurşun metabolitleri yardımıyla kemik ve diş gibi sert dokularda
toplandığı,
0-6 yaş grubu çocukların kurşun kirliliğinden yetişkinlere göre en az 4 kat daha fazla
etkilendikleri, maddenin işitme bozukluğuna, sinir iletim sisteminde ve hemoglobin
bileşiminde düşmeye, kansızlığa, mide ağrısına, böbrek ve beyin iltihaplanmasına,
kısırlığa, kansere ve ölüme neden olduğunun dikkate alınacağı düşünülmektedir.
Kemâl Ertuğrul Öztürk
29 Şubat 2008/ İSTANBUL
3